Isparta İli Prehistorik Çağ Yüzey Araştırması Projesi

Isparta İli Prehistorik Çağ Yüzey Araştırması Projesi

Doç. Dr. H. Gönül YALÇIN

2025 yılında Isparta Müzesi Başkanlığında ve Arkeoloji Bölümü, Prehistorya Anabilim Dalı bilimsel danışmanlık desteğiyle yürütülen Isparta İli Prehistorik Yüzey Araştırmaları Projesi 2026 yılından başlayarak TC Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü izniyle sürdürülmektedir. Süleyman Demirel Üniversitesi 10192 no.lu BAP mali desteğini de alan projede Isparta İl sınırları içinde kalan mağara, obruk ve karstik boşluk gibi tarihöncesi insan gruplarının konaklama ve sığınma amacıyla kullanabilecekleri alanlar, bu mağaraların yakın çevreleri ve yine ilk insanların zaman zaman konaklama veya açıkhava işlikleri olarak kullanmalarına uygun su kaynakları, eski akarsu yatakları, akarsu sekileri ve boyları ile tarihöncesi dönemlerde olası av yerlerinde av hayvanı blokajı ile ilgili kalıntı ve belirtileri, belli bir bilimsel sistematik çerçevesinde arkeolojik yüzey araştırmalarıyla belgelenmektedir. Arkeolojik yöntemlerle belgenen yerlerden hangilerinin Tarihöncesi Arkeolojisi (Prehistorya) açısından derinlemesine araştırılmaya uygun olduğunu saptamak projenin amaçları arasındadır.

Isparta ili, coğrafi konumu gereği Orta Anadolu ile Akdeniz bölgeleri arasında bir geçit özelliğine sahiptir. Gerçekleştirilen yüzey araştırmalarıyla, Batı Toros Dağları eteğinde, coğrafi açıdan önemli bir konumdaki Isparta’da henüz aydınlığa kavuşmamış bir araştırma boşluğunu doldurmaya hizmet etmek projenin en önemli hedeflerindendir.

2025 araştırma mevsiminde ilk kez saptanan Eğridir İlçesi’nin Sarıidris Kasabası’na bağlı Saraycık Mevkii’ndeki çok dönemli açık hava taş alet işleme atölyeleri ile burada ele geçen lithik buluntular; çakmaktaşı, radyolarit ve opalin türündeki taşların yerel hammadde olmaları nedeniyle, Isparta’nın Paleolitik Çağ’dan başlayarak Tarihöncesi insanların uğrak yerleri arasında bulunduğunu kanıtlamaktadır. Burada ele geçen obsidyen aletler de Isparta ile obsidyen yataklarının bulunduğu Orta Anadolu Kapadokya Bölgesi ile ilişkilerin varlığına işaret etmektedir.